Ben konuşurken
gözlerime bakmıyordun.
Keşke yalnız bu yüzden nefret etseydim senden.
Güneş yeni batmıştı ülkemizde.
Sokak köpekleri yine korkutuyordu sokaktan geçen bir çifti. Erkek
eline bir sopa almış köpeği uzaklaştırmaya çalışıyor
kendisi de Allah’ı var korkuyordu köpekten. Ama koca bir yüreği
vardı erkeğin koruyacaktı yanında titreyen sevdiğini. Sevdiği
de sevildiğini bilmiyordu o vakit. Her şey masumcaydı. Ahh ahhh..!
O sarılmalar olmasaydı. Titrerken ısınıyordu erkek, o kıza
sarıldığında.
Şimdi içi üşüyor.
“Ve ben seni
sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağardı.” dediğim günden
beri bu şehirde yağmur durmadı gamzesine demir attığım. Beni
soran olursa yağmurda şapka/şemsiye kullanmazdı dersin. Hissetmem
zaten ıslandığımı. Sen ilk güldüğünde zaten sırılsıklam
olmuştum daha kurumadım. Zaten hasta olsam da sırf hapşırmak
için olurum. Sen ‘çok yaşa’ de ben de ‘hep beraber’
diyebileyim diye. Yoksa salya sümük sana yakışır anca. Ceketime
bulaştırdığın andan beri.
Şimdi kalemin mürekkebini senin gülüşünden doldurma zamanı.
Bir de çay elbet. Çaya tutkum arttı şu günlerde. İki çay
söylemiştik pidecide biri şekersiz. Keşke yalnız… Neyse siktir
et. Bir insanın gözleri siyaha yakın kahverengiyken nasıl da mavi
bakabilirdi? Konumuz mavilik… Senin ellerinden süzülüp nah benim
şu kalbimi saran mavilik… Geçen de gözyaşların maviydi. Ama
simsiyah düştü yarama.
Seni bir şiire
konu ettim. Sonra onu da kıskandım yırttım.
Beddua ediyorum
sana ya bir türküdeki gibi: Kimse almasın seni yine bana kalasın.
Kırılma bu bedduama.
Kırılmak
demişken… Bir meleğe kırılmak günahsa bir meleği kırmak
şirktir.
Bir Nazım
değilim ama ekliyorum mektubun sonuna. Herkese selam sana şiir.
-Rindmeşrep
selamını alıp, devam ediyoruz yazmaya iç'imizde.
YanıtlaSilyazılan her satırın bir okuyucusu vardır elbet. can verdiğin tüm cümleler okunacak ve sen yazarken saatler akıp gidecek sevdiğinin gamzesinden. lakin üzülme! onun gözlerini maviye boyadığın her dakika, bağrına basacaktır geçen saniyelerinizi... zamanınız duracak, eminim, ar damarı çatlamış şu karanlık gecede. sen yaz, hep yaz...yaz ki akrebini terk eden yelkovan olmasın sonun...
Selamımızın ulaştığı her gönüle binlerce sevgi olsun.
YanıtlaSilHer kelimenin bir okuyucusu vardır bizim de düşmüş kelimemizin elinden tutacak bir babayiğit okuyucu olur. Ben kalem düşmedikçe el titremedikçe yazmaya devam ederim. Mürekkebini onun gamzesinden sıyırsam yeter. Onun gözlerinin siyahken bana baktığı zaman maviye boyanmasıydı belki yeniden yazmaya iten. Sonuç ne olursa olsun 'kale'm artık daha güçlü. Ar damarı çatlayan her gecenin karanlığını çatlatacak bir aydınlık da vardır umarım bi yerlerde.