26 Aralık 2014 Cuma

Şiir Et!

Ben konuşurken gözlerime bakmıyordun. 
Keşke yalnız bu yüzden nefret etseydim senden.

     Güneş yeni batmıştı ülkemizde. Sokak köpekleri yine korkutuyordu sokaktan geçen bir çifti. Erkek eline bir sopa almış köpeği uzaklaştırmaya çalışıyor kendisi de Allah’ı var korkuyordu köpekten. Ama koca bir yüreği vardı erkeğin koruyacaktı yanında titreyen sevdiğini. Sevdiği de sevildiğini bilmiyordu o vakit. Her şey masumcaydı. Ahh ahhh..! O sarılmalar olmasaydı. Titrerken ısınıyordu erkek, o kıza sarıldığında.

Şimdi içi üşüyor.

“Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağardı.” dediğim günden beri bu şehirde yağmur durmadı gamzesine demir attığım. Beni soran olursa yağmurda şapka/şemsiye kullanmazdı dersin. Hissetmem zaten ıslandığımı. Sen ilk güldüğünde zaten sırılsıklam olmuştum daha kurumadım. Zaten hasta olsam da sırf hapşırmak için olurum. Sen ‘çok yaşa’ de ben de ‘hep beraber’ diyebileyim diye. Yoksa salya sümük sana yakışır anca. Ceketime bulaştırdığın andan beri.

Şimdi kalemin mürekkebini senin gülüşünden doldurma zamanı. Bir de çay elbet. Çaya tutkum arttı şu günlerde. İki çay söylemiştik pidecide biri şekersiz. Keşke yalnız… Neyse siktir et. Bir insanın gözleri siyaha yakın kahverengiyken nasıl da mavi bakabilirdi? Konumuz mavilik… Senin ellerinden süzülüp nah benim şu kalbimi saran mavilik… Geçen de gözyaşların maviydi. Ama simsiyah düştü yarama.

Seni bir şiire konu ettim. Sonra onu da kıskandım yırttım.

Beddua ediyorum sana ya bir türküdeki gibi: Kimse almasın seni yine bana kalasın. Kırılma bu bedduama.

Kırılmak demişken… Bir meleğe kırılmak günahsa bir meleği kırmak şirktir.

Git bari yoluna şiir döşediğim yollardan gül yurduna.

Bir Nazım değilim ama ekliyorum mektubun sonuna. Herkese selam sana şiir.


-Rindmeşrep



2 yorum:

  1. selamını alıp, devam ediyoruz yazmaya iç'imizde.

    yazılan her satırın bir okuyucusu vardır elbet. can verdiğin tüm cümleler okunacak ve sen yazarken saatler akıp gidecek sevdiğinin gamzesinden. lakin üzülme! onun gözlerini maviye boyadığın her dakika, bağrına basacaktır geçen saniyelerinizi... zamanınız duracak, eminim, ar damarı çatlamış şu karanlık gecede. sen yaz, hep yaz...yaz ki akrebini terk eden yelkovan olmasın sonun...

    YanıtlaSil
  2. Selamımızın ulaştığı her gönüle binlerce sevgi olsun.

    Her kelimenin bir okuyucusu vardır bizim de düşmüş kelimemizin elinden tutacak bir babayiğit okuyucu olur. Ben kalem düşmedikçe el titremedikçe yazmaya devam ederim. Mürekkebini onun gamzesinden sıyırsam yeter. Onun gözlerinin siyahken bana baktığı zaman maviye boyanmasıydı belki yeniden yazmaya iten. Sonuç ne olursa olsun 'kale'm artık daha güçlü. Ar damarı çatlayan her gecenin karanlığını çatlatacak bir aydınlık da vardır umarım bi yerlerde.

    YanıtlaSil