26 Aralık 2014 Cuma

Tanrı Boşalırken Hayat Acımasızlaşıyor.


Çok sıkıcı aynı zaman da sikici bir iş akşamıydı istanbul'un resmi sömürge alanlarından birinde. artık bir iki sigara içip uyuma vaktiydi. 
evime yaklaşmıştım, bakkaldan sigara aldım. kapının önünde herzamanki ayakkabılar vardı. kimse yoktur evde dedim. kapıyı açana kadardı herşey. 

Ev de üç kişiydik. ben, arkadaşım ve sevgilisi. belki bir zamanlar bir sayılabilirlerdi ama artık değil. 

Olaylar başlamıştı. savaş soğuk ama yakan cinstendi. arkadaşım yeni flörtünü eve getirmiş ve eski sevgilisi de evdeydi.
ben ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilmiyordum. içeri girip bir küfrün ardından erkeklere selamın aleyküm; kadınlara, hepimizin kadınlarına, selam diyerek 
üzerimi değiştirmeye gittim. ve o an tanrıyla sevişsem bu kadar şaşırmazdım. 

bir sigara yakıp konuşmaya başladım. ortam gergindi ve bunu birinin ısıtması gerekiyordu. evet o bendim. denedim. bir süre iyi gitti ardından
gelen bakışlarla nat geo belgeseline dönmüştüm. arkadaşım tuvalete giderken yakaladım onu ve "sevişme?" dedim. "yok ama birlikte uyuyacağız" dedi. bu 
cümle iyi mi kötü mü kararsızdım. bir tarafta bir kadın, hala beraber yaşadığı eski sevgilisini kendi elleriyle başka bir kadına verecekti. diğer tarafta ise
bütün erkelerden daha fazla kadınlara düşkün bir adam vardı. sikeyim ki bilmiyorum.

sonra biraz adam olmaya karar verip viski içen var mı dedim. viski bal aromalıydı. isteyen olmadı. erkekliğim bu dönemde viskim gibiydi, biraz ballı.
tekrar bir sigara yakıp müzik dinledik. ortam hala gergindi.

ve olan oldu. arkadaşım uyumaya hazırlanıyordu. kız odama gitmişti bile. bir an ben bile düzüşmek istedim onunla ama uygunsuz kaçardı.
arkadaşım gittiği an sevgilisi muhteşem bir sinir ve ağlama duygusuna kapılmıştı ama elinden gelen bir şey yoktu. bu durumu kabullenmeye çalışıyordu, belki de 
istiyordu. acı çekmenin zorluğu karşısında ayakta kalırsa güçleneceğini düşünerek... hala viskimi içiyordum. dışarı çıkalım mı dedi sevgilisi eski olan. 
evet çıkmalıydım ki arkadaşım rahat sevişebilsin ve eski sevgilisini gece yarısı yalnız bırakmayayım sömürülen sokaklarda. 

yoğun bir sis ve tatlı bir soğuk vardı. neyse ki viski bizdeydi. savaşı kazanan tarafta mıydım ki ? ya da casus muydum bilemiyorum, henüz erken. 
eski sevgilisi çılgına dönmüş bir şekilde, acı veren olaydan arınmaya çalışıyordu. üşümemek için viskiden bir yudum aldım. artık dinlemeye hazırdım.
evet bir casustum sanırım. bir arkadaşımın, bir eski sevgilisinin yanında oluyordum. düzüşse iyi olur yoksa onu pataklarım. 

sinirden bir an "önüme çıkan ilk adamla sevişeceğim" diyince ürktüm, çünkü bunu istemezdim; uygunsuz kaçardı. dinlemekten başka elimden gelen bir
şey yoktu. bu acının nasıl olduğuna dair bir fikrim de yoktu. verebildiğim tek teselli "hayatlarımız ölümün elinde bağlı bir şekilde dururken, başkaları 
için üzülmeye gerek var mıdır? kendimiz için vakit bulamazken."

-furkan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder