“Böylece bizi bir kez daha tutup
kurşuna diziyorlar.” Şiirden aklımda kalan tek şey buydu belki.
Ben sana yağmurda yanarken, sen yaz günü bana gölge olamayışının
ay dönümüydü. Belki ondan aklımda bu kaldı. Neyse şimdi yağmur
var İstanbul’un mistik havasında. Sigarayı yeni bıraktım. Çay
da gitmiyor sigarasız. Cemal ve Turgut kavgada şiir yarışında.
Sesin geliyor yağmurla beraber. Aslında o gün yanımda otururken
ezberlediğim ilk şiiri sana okudum. Bakamadım gözlerine utandım.
Sahi utanmak bir sevgiye yakışan en güzel aksesuar değil miydi?
Çay da demleme olmayınca güzel
olmuyor. Konuşmanın en güzel yerinde gamzenin çıkması gibi
işte. Bilirsin sen… Dediklerimden bazen bir şey anlamadığını
belirtiyorsun ya ben de ona anlam veremiyorum. Gönlüm “sence”
konuşuyor ancak sen anlayabilirsin o lisanı. Yüzüme öyle manasız
bakma. Gül. Özür de dileme bundan sonraki hatalarında. En güzel
özür, gülerken gözlerinin kaybolmasıdır. Hem ben bu yaşımda
iki koca insanı sahiplenmiş insanım. Senin korkun neye? Kime?
Şimdi çek yorgan düşüncelerini o masum yüzüne. Düşün
omzumda boylu boyunca. Omzum demişken. Sensiz yetim.
Ketılın nasıl yazıldığını
öğrenemedim daha. İkinci kupaya geçmek gerek. İnce belliye de
hasret kaldım buralarda. Şairler haklıymış çay en güzel
İstanbul’da içiliyor. Çay en güzel İstanbul’da senin
karşında içiliyor. Konu yeniden sana gelmişken belirtmek gerek.
Sen nerede piştiysen orada yak beni. Kendime gelmemeliyim. Sende
saklasana beni bişey deniycem.
Hayaller de var.
Sevmek üzere hayaller.
Bir mısra üzerine şiir yazılmış
hayaller.
Yapboz demiştim ya benden bahsederken.
Sen kayıp parçaydın.
Bütün kara parçalarında
Karaman dâhil.
-Rindmeşrep
Kelimelerinizin gözlerinden öperim, muhabbetle :)
YanıtlaSilSevgilerle :)
YanıtlaSil