21 Aralık 2014 Pazar

Karaman Dahil

     “Böylece bizi bir kez daha tutup kurşuna diziyorlar.” Şiirden aklımda kalan tek şey buydu belki. Ben sana yağmurda yanarken, sen yaz günü bana gölge olamayışının ay dönümüydü. Belki ondan aklımda bu kaldı. Neyse şimdi yağmur var İstanbul’un mistik havasında. Sigarayı yeni bıraktım. Çay da gitmiyor sigarasız. Cemal ve Turgut kavgada şiir yarışında. Sesin geliyor yağmurla beraber. Aslında o gün yanımda otururken ezberlediğim ilk şiiri sana okudum. Bakamadım gözlerine utandım. Sahi utanmak bir sevgiye yakışan en güzel aksesuar değil miydi?

     Çay da demleme olmayınca güzel olmuyor. Konuşmanın en güzel yerinde gamzenin çıkması gibi işte. Bilirsin sen… Dediklerimden bazen bir şey anlamadığını belirtiyorsun ya ben de ona anlam veremiyorum. Gönlüm “sence” konuşuyor ancak sen anlayabilirsin o lisanı. Yüzüme öyle manasız bakma. Gül. Özür de dileme bundan sonraki hatalarında. En güzel özür, gülerken gözlerinin kaybolmasıdır. Hem ben bu yaşımda iki koca insanı sahiplenmiş insanım. Senin korkun neye? Kime? Şimdi çek yorgan düşüncelerini o masum yüzüne. Düşün omzumda boylu boyunca. Omzum demişken. Sensiz yetim.

     Ketılın nasıl yazıldığını öğrenemedim daha. İkinci kupaya geçmek gerek. İnce belliye de hasret kaldım buralarda. Şairler haklıymış çay en güzel İstanbul’da içiliyor. Çay en güzel İstanbul’da senin karşında içiliyor. Konu yeniden sana gelmişken belirtmek gerek. Sen nerede piştiysen orada yak beni. Kendime gelmemeliyim. Sende saklasana beni bişey deniycem.

Hayaller de var.

Sevmek üzere hayaller.

Bir mısra üzerine şiir yazılmış hayaller.

Yapboz demiştim ya benden bahsederken. Sen kayıp parçaydın.

Sevmek diyordum. Ben seni her yerde sevebilirim inan.

Bütün kara parçalarında 
Karaman dâhil.

-Rindmeşrep                          

2 yorum: